12 Eylül 2015 Cumartesi

Tayyip’in MHP’ye Giden Oyları Geri Kazanma Planı

“HDP’yle yan yana gelmem” diyerek hükümeti PKK’ya teslim etmek!
AKP-HDP Seçim Hükümeti kuruldu. PKK’nın bakan olmasına neden olan bütün siyasi basiretsizlikleri bu millet unutmayacak. Evet, MHP’yi kastediyoruz. Söylemekten dilimizde tüy bitti, ama bıkmadan usanmadan tekrar etmeye devam edeceğiz: MHP, 7 Haziran’dan hemen sonra bir anda AKP karşıtlığını bırakıp eleştiri oklarını CHP’ye yöneltmek yerine Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterdiği olgun tavra geri dönse ve AKP’ye karşı CHP-MHP muhalefeti bloğunu dağıtmasa, bugün Türkiye çok farklı bir noktada olabilirdi.
İşte sonuç: PKK hükümet ortağı oldu… Her neyse…
AKP parti değil mafya teşkilatı
Asıl konumuz başka bu yazıda.
Öyle bir seçim hükümeti kuruldu ki, AKP’nin ne olduğunu tüm Türkiye’ye gördü tekrar. Adamlar parti değil mafya teşkilatı resmen. Kafaları da öyle çalışıyor. Hükümete AKP dışından adam seçerken bile “diğer partileri nasıl birbirine katarız” diye düşünmüşler.
CHP ve MHP’den teklif götürdükleri isimlerin tek anlamı bu. Mesela Deniz Baykal… Akılları sıra Baykal’ı bakanlıkla kandırıp CHP içinde bir parçalanma yaratacaklar. Allahtan Baykal bu oyuna gelmedi. Mesela Levent Tüzel… Gerçekten iyi seçmişler. HDP’nin 80 milletvekili içinde bakanlık teklifini kabul etmeyecek tek ismi bulmuşlar, ona teklif götürüyorlar. Oradan da HDP içinde bir bölünme yaratmayı hedefliyorlar. Kısacası AKP, bakanlık teklifi falan göndermiyor, partilere el bombası atıyor. Dağılsınlar, birbirlerine girsinler… Amaç bu.
Nâzım’ın dediği gibi:
“Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu.”
Tayyip, kendi için tek kutsal toprak parçası olan Kaç-AK-Saray’ı terk etmemek için direniyor da direniyor…
Ama bilinsin ki AKP’nin bu iki partiye attığı kancalar etkili olmaz. Mesela CHP’yi etkilemez. Bu tür ayak oyunlarıyla CHP’yi bölemez. Bu konuda kullanabileceği en etkili silah Perinçek ve Vatan Partisi… Onların da gücü ve etkisi ortada…
HDP’ye atacağı kancanın da etkisi bir yere kadar. Levent Tüzel, bakanlık kabul etmeyerek doğru bir şey yaptı belki ama lideri olduğu Emeğin Partisi’ni PKK’nın kuyruğu haline getirmiş birisinin HDP’den ayrı gayrı kalması beklenemez.
Tayyip’in hedefi: Koltuk değnekliği yetmez MHP protez bacak olsun
Ancak AKP, asıl uyanık hareketi MHP’ye yaptı. AKP kancası CHP ve HDP’de etkili olamaz ama MHP’de oldu. Ve bu etki artabilir. Bunun nedenlerine girmeden önce kancayı biraz açalım. İlk kanca Tuğrul Türkeş’eydi. Bahçeli’nin 7 Haziran’dan beri “Aramızdan biri Saray’la gizli gizli görüşüyormuş” açıklamaları akıllardadır. Anlaşılan bu isim Tuğrul Türkeş’miş. Muhtemelen Tayyip’in tek amacı Tuğrul Türkeş üzerinden MHP’de bir karmaşa yaratmak değil. Bahçeli’nin yerine Türkeş’i hazırlıyor olabilir.
Denebilir ki, Bahçeli zaten “AKP’ye koltuk değnekliği yapıyor”, Tayyip neden Bahçeli’yi devirmek istesin?
Tayyip MHP tamamen kendine tabi olsun istiyor. Bir nevi protez bacak… Bunun örnekleri daha önce yaşandı. Tayyip, Süleyman Soylu’yla Demokrat Parti’de bir darbe tezgahlamıştı. Böylece AKP’ye alternatif bir merkez sağın oluşması engellenmişti. Şimdi Süleyman Soylu’nun AKP’nin önde gelen isimlerinden biri olması tesadüf değil.
Bir diğer yutma hareketi ise Numan Kurtulmuş ile birlikte gerçekleşmişti. AKP’nin kurucularından olan ve Tayyip’i eleştirerek partiden ayrılan ve HAS Parti’yi kuran Kurtulmuş’un AKP’ye geri alınması Tayyip için çok önemliydi. Kurtulmuş’un partisinin AKP’yi bölecek çapta olmasından falan değil… Bülent Arınç gibi, Abdullah Gül gibi ileride sıkıntı yaratabilecek isimlere bir uyarıydı Kurtulmuş’un durumu…
BBP’yi yutma planı
Tayyip’in tezgahladığı bir başka darbe ise BBP’de gerçekleşmişti. BBP, Muhsin Yazıcıoğlu’nun 2009’daki ölümünün ardından ciddi tartışmalar yaşamıştı. AKP’ye mi MHP’ye mi meyledecekti parti? Yoksa varlığını devam mı ettirecekti? Karizmatik liderini yitirmiş her partinin karşılaşacağı bir sıkıntıydı bu ve doğal olarak BBP de yaşadı. Yazıcıoğlu sonrası ilk genel başkan Yalçın Topçu oldu. Aslında bu büyük bir sürpriz değildi, partinin zaten genel sekreteriydi. Ancak BBP, Topçu ile birlikte AKP yandaşı bir partiye dönüştü. Öyle hızlı bir dönüşüm yaşadılar ki, “Yazıcıoğlu acaba AKP tarafından mı öldürüldü” sorusu hâlâ yanıtı bulunamamış bir iddia olarak ortadadır.
AKP yandaşı tavırları düşünüldüğünde neden girdiği belirsiz 2011 seçimlerinde hezimet yaşayan Topçu, genel başkanlıktan indirildi. Sonra da istifa etti. Topçu sonrası BBP, özellikle Destici’nin genel başkanlığı döneminde AKP’ye yapması gereken muhalefeti yapan bir partiye dönüştü. İşte bu Yalçın Topçu’nun seçim hükümetinde bakan yapılması elbette bir tesadüf değil.
Türkeş’in mirasına konmak
Tuğrul Türkeş hamlesi ise Tayyip’in siyaset cinliğinin yeni bir aşaması. Malum, Tuğrul Türkeş’in yıldızı hiçbir zaman Bahçeli’yle barışmadı. Alparslan Türkeş’in 1997’deki ölümünden sonraki kongrede genel başkanlık için partinin genel sekreteri Bahçeli’nin karşısındaki rakipti Tuğrul Türkeş. Ama kongreyi Türkeş’in oğlu değil genel sekreteri kazandı.
Tuğrul Türkeş de ayrıldı MHP’den, Aydınlık Türkiye Partisi’ni kurdu. Parti tutunamadı, 2002 seçimlerinde DYP ile ittifak yaptı, ama DYP baraj altı kalınca, Tuğrul Türkeş siyaseti bıraktığını açıkladı. Perinçek’i aratmayan bu başarısızlık öyküsünün ardından Tuğrul Türkeş, 2007’de MHP’ye katıldı ve 22 Temmuz seçimlerinde milletvekili seçildi. O günden beri üç seçimde de (2007-11-15) MHP’den Meclis’e girdi.
Ancak MHP’nin katılmayacağını açıkladığı seçim hükümetine Anayasa’nın MHP’ye tanıdığı kontenjandan girmeyi kabul etti. Tabii MHP buna büyük tepki gösterdi. Gerek Bahçeli başta olmak üzere yönetimi, gerekse bir bütün olarak örgütü, tabanı Tuğrul Türkeş’in hükümete katılmasını sert bir şekilde eleştirdiler. Hatta Tuğrul Türkeş MHP yönetimindeki görevlerinden alındı ve parti üyeliğinden de atılmak üzere disipline verildi.
AKP MHP’ye kaptırdığı oyların peşinde
Yalçın Topçu ile Tuğrul Türkeş’in geçmişlerini şöyle peş peşe okuyunca, herkesin farkına varacağı bir gerçek var: İkisi de bulundukları partilerde karizmatik ve geleneksel liderlerini yitirince genel başkanlığa oynamış, ancak başarısız olmuş ve partilerinde tutunamamış. Bu ortak nokta iki şeyi gösteriyor:
1. İki isim de hırslı. Ve tutunamadıkları partilerinden bunun hesabını sormak gibi kişisel hesapları var.
2. İki ismin de tutunamadıkları partiden bir şey koparıp AKP’ye katacak güçleri yok.
Peki AKP bunu niye yapıyor? Çok açık bir şey, bugün MHP’den kim Tuğrul Türkeş’i takip eder? Hangi MHP’li Davutoğlu’yla birlikte babası Alparslan Türkeş’in mezarına yaptığı ziyaret şovuna tepki göstermeyecek de “Evet asıl ülkücü Tayyip’in koltuğunun altındaki Tuğrul Türkeş’tir” diyecek? Kimse. Çok, çok, çok cüzi bir kesim belki.
Yalçın Topçu’nun, BBP’de Tuğrul Türkeş kadar bile bile etkisi yok. Ancak Tayyip’in hesabı başka. Bu iki isimle BBP ya da MHP’den oy koparamayacağını elbette biliyor. O iki partiden oy devşirmek için başka planları vardır mutlaka. Mesela, BBP’de bir darbe yapıp Destici’yi indirir ve AKP’ye katar. Ya da MHP’ye bir iki kaset operasyonu daha yapar.
Tayyip’in bu iki ülkücü geçmişli bakanla yapmak istediği şey açık: Son seçimlerde MHP’ye kaptırdığı oyları geri almak. AKP’nin oylarını öyle 3-4 puan artırmak gibi bir hedefi yok. Tayyip’in tek isteği bir şekilde tek başına iktidar olunması. Bunun için ihtiyacı olan 18 vekil. Bunları da kılpayı MHP’ye vekil yitiridiği Karadeniz-İç Anadolu illerinde geri alabilir. Hatta 18 vekile de ihtiyacı yok. 10-11 tane vekil artırsa yeter, kalanını bir şekilde vekil piyasasında satın alır. Tayyip’in planı bu. Tayyip, bu iki yeni “ülkücü” transferiyle AKP’den MHP’ye giden seçmenin 1 milyonunu ikna etse belki de yeterli olacak. Plan bu.
MHP ne yapmalı?
MHP ne yapmalı peki bu durumda?
Öncelikle MHP, AKP’leşmemeli. AKP’nin kuyruğuna takılmamalı. 7 Haziran öncesi AKP karşıtı siyaset anlayışına geri dönmeli. Ama Bahçeli pek öyle yapacakmış gibi durmuyor. 7 Haziran’dan beri izlediği çizgi özetle şöyle:
1. Sadece AKP’yi değil CHP’yi de eleştirmek. Hatta CHP’yi daha çok eleştirmek.
2. Tayyip’in kaos planını “Devlet PKK’yla mücadele ediyor” diye tanımlamak ve “devletin tarafındayız” diyerek aslında “Sarayın tarafında” yer almak.
Açıkçası Bahçeli, bu iki tavırda ısrar ederse MHP’nin AKP’den ne farkı kalacaktır? Üstelik AKP bu kadar “milliyetçi” gözükme sevdasına kapılmışken…
Ve Bahçeli’nin yanıtlaması gereken soru: AKP’den MHP’ye kayan seçmen, iki parti arasında bir ayrım görmediği zaman niye MHP’ye oy vermeye devam etsin?
Bu gidişle Tayyip’in MHP’ye giden oyları AKP’ye geri almak için bu kadar plan yapmasına, strateji kurmasına gerek kalmayacak. Bahçeli buna zaten yardımcı oluyor!
Bizden uyarması…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder