17 Ağustos 2015 Pazartesi

AKP-ABD-PKK anlaştı: Suriye’de Kürt devleti kuruluyor

İncirlik neden tekrar faal?
Bütün Türkiye AKP’nin erken seçim provokasyonlarına kilitlenmiş her gün gelen şehitlere üzülürken İncirlik’ten Amerikan uçakları kalkıp Suriye’yi vurmaya başladı… ABD’nin İncirlik’i kullanması her zaman için Ortadoğu’daki emperyalist emellerinde yeni bir aşamaya geldiğinin göstergesidir. ABD saldırganlığının artmasının bir sonucudur.
Peki niye durup dururken arttı Amerikan saldırganlığı? Bu soruyu doğru yanıtlamadan neler yaşandığını anlayamayız. Yandaş medyanın çığırtkanlarına göre ABD, IŞİD’i hedefliyormuş. Peki ne oldu da ABD, IŞİD’i İncirlik’i de kullanarak vurmaya karar verdi?
IŞİD yeni bir atağa mı geçti? Hayır…
IŞİD bozguna mı uğradı? Hayır…
Tersine, Kobane’den çekildiğinden beri IŞİD cephesinde çok yeni bir şey yaşandığı söylenemez. Öyleyse ne değişti? Şu son 2 aya baktığımızda Ortadoğu coğrafyasında değişen tek bir şey var: 7 Haziran seçimleri… Haftalardır Türk Solu’nda yazıyoruz: Tayyip, 7 Haziran’da beklemediği bir yenilgiyle karşılaşınca erken seçim için ülkeyi bir savaş ortamına götürmekten çekinmedi ve düğmeye bastı. ABD’nin İncirlik’i istemesi ve almasına neden olan olaylar zinciri de 7 Haziran ile birlikte başladı…

ABD’nin hedefi IŞİD’i vurmak değil Kürt Devleti’ni kurmak
Yandaş medyanın yarattığı hava şu: “ABD sonunda Türkiye’yle anlaşması gerektiğini gördü ve IŞİD’e karşı birlikte mücadele kararı verdi. Bunun için de Kürtleri satarak Türkiye’nin Kandil’e yürüttüğü operasyonlara karşı çıkmadı.”
Baştan aşağı çarpıtma ve yalan. Öncelikle ABD’nin hedefi IŞİD’i vurmak değil, Suriye’de Kürt Devleti’ni kurmak. Hedef IŞİD ise ABD niye sadece Suriye’nin kuzeyindeki IŞİD mevzilerini bombalıyor? Niye Musul’dan Bağdat’a geniş bir Irak coğrafyasındaki IŞİD’e dokunmuyor?
IŞİD bir tehditse, o tehlikenin asıl merkezi Irak’ta. Ama ABD oralara değil Suriye’nin kuzeyine saldırıyor. ABD’nin hava operasyonlarının hedefi Suriye’nin kuzeyinde Kobane ile Afrin kantonları arasında henüz PKK’nın kontrol edemediği bölgeler. Buralarda IŞİD hakim. PKK, IŞİD’le savaşı bir türlü kazanamıyor. IŞİD belki Kobane’yi ele geçiremedi ama hakimiyetindeki bölgeleri de PKK’ya yitirmiyor.
İşte ABD uçakları bu noktada PKK’nın yardımına koşuyor. PKK’nın yapamadığını ABD uçakları yapıyor ve bölgeden IŞİD’i uzaklaştırmayı hedefliyor. Şimdi, böyle bir tabloda, ABD’nin Kürtleri değil Türkleri tercih ettiği hangi mantıkla savunulabilir? Kim bilir, belki de bu anlaşmadan önce PKK Kandil’i boşaltmış, tüm gücünü Suriye’nin kuzeyine çoktan aktarmıştır. TSK da dağları taşları bombalıyordur…

ABD bombaları Afrin-Kobane arasını Kürtleştirecek
PKK’nın Suriye’nin kuzey bölgesinde Irak’tan Akdeniz’e uzanan bir hatta Kürt Koridoru oluşturmak istediği herkesin malumu. Ancak bu koridorun bir devlete dönüşebilmesi için bölgeye PKK’nın askeri olarak hakim olması yetmiyor. Bir yandan da demografik olarak bölgenin Kürtleşmesi lazım. Etnik yapı her zaman son belirleyicidir. Yeter ki etnik unsurlar bu kimliklerini unutmasın, bilincinde olsun… IŞİD’in Irak ve Suriye’de bu kadar tutunabilmesinin nedeni Sünni Arapların hem Irak hem de Suriye’de kendilerini ifade eden bir yönetime sahip olamaması.
Halbuki, Afrin-Kobane arasındaki bölgede nüfus olarak Türkmenler ve Sünni Araplar çoğunlukta. Bu yüzden ABD bombardımanının tek hedefi IŞİD’i bu bölgeden uzaklaştırmak değil, aynı zamanda sivil yerleşim bölgelerini de rahatsız ederek boşalmasını sağlamak. Böylece PKK bir taşla iki kuş vurmuş olacak. ABD bombardımanı sayesinde hem IŞİD tehdidinden kurtulacak hem de Türkmen ve Arapların boşalttığı köylere Kürtleri yerleştirerek bölgenin demografik yapısını da değiştirecek.

ABD’nin açıkça yalanladığı Türk Dışişleri…
Öyleyse yandaş medyanın bir diğer iddiasını ortaya koyalım: “AKP, ABD ile anlaştı. AKP, ABD’nin IŞİD karşıtı operasyonlarına izin verecek. ABD de Afrin-Kobane arasında PKK (PYD) hakimiyetine asla göz yummayacak.” Hatta bu iddia Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından da dile getirildi. Yandaş basın da Anadolu Ajansı kaynaklı bir haberle “Suriye’de IŞİD’den arındırılacak bölgeye PYD’nin girmemesi konusunda ABD ile mutabık olunduğu”nu iddia etti.
Ancak ABD, bunu hemen yalanladı. Üstelik bir değil, iki değil üç kere! Tabii bu yalanlamalar yandaş medyada yer almadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner “Bugün basında yer alan haberlerde IŞİD’den arındırılmış bölgeye YPG veya PYD güçlerinin girişine izin verilmeyeceği iddia ediliyor. Bunu doğruluyor musunuz?” şeklindeki soruya “Hayır. Doğrulamıyorum.” cevabını verdi. Net bir şekilde. Hatta PYD’nin silahlı kanadı YPG’nin bölgedeki mücadelesini “kesinlikle” desteklediklerini ve işbirliğini sürdüreceklerini açıkladı. Aslında tablo bu kadar net. ABD’nin AKP’ye Kandil için izin verdiği falan yok, aksine ABD, AKP’den PKK yanlısı operasyonlar için İncirlik’i kullanma iznini almış, durum bu.

AKP-PKK anlaştı mı?
Öyleyse can alıcı soruyu sormak gerekiyor: AKP ile PKK anlaştı mı? Şöyle bir senaryo gerçekleşmiş olabilir: Tayyip, 7 Haziran yenilgisi sonrası paniğe kapılır ve düşen oylarını artırmanın tek yönteminin PKK’ya karşı mücadele ediyor görünümü vermek olduğunu hesaplar. Ama bunu yaparken Türkiye’de bir PKK ayaklanmasının başlamasını da göze alamaz. Çünkü bu durumda ters tepebilir, başarısızlık durumunda AKP’ye tepki artabilir. Bu yüzden PKK ile Suriye’nin kuzeyi konusunda anlaşılır: AKP bölgenin PKK kontrolüne geçmesine ses çıkarmayacak. Bunun karşılığında da PKK, AKP’nin Kandil’e yönelik operasyonlarını kabul edecek.
Bu anlaşma nasıl yapıldı, bilemeyiz. 5 yıldır müzakere sürecini kesintisiz sürdüren iki taraf, PKK ve AKP, böyle bir anlaşmaya varacak zemine de, oturacak masaya da sahipler. Ama anlaşmalar her zaman rol dağılımı şeklinde olmaz. Bazen iki tarafın stratejileri de ortak bir noktada buluşur. Bir üçüncü taraf da arabuluculukla fiili anlaşmayı sağlar. Mesela ABD, AKP’ye şöyle der: Suriye’nin kuzeyindeki Kürtleşmeye sesini çıkarma. Biz de Kandil’e operasyonlarına sessiz kalalım. PKK’ya da şöyle der: Kandil’i boşalt. Türkiye’deki hedeflerini bir süre ertele. Suriye’deki Kürt devletinin inşasına öncelik ver. Üç tarafın da kazanacağı bir stratejik uzlaşma.
AKP kazanır: Erken seçime kadar “PKK karşıtı” gözükerek MHP’ye yitirdiği oyları toparlar. ABD kazanır: IŞİD’ı Suriye’nin kuzeyinden uzak tutar, Kürt devletinin kuruluşunu hızlandırır. PKK kazanır: Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devleti kuracak güce ulaşır.

PKK önceliği Suriye’ye mi verecek?
Suriye’nin kuzeyi için yapılacak bir anlaşma PKK için de yaşadığı tıkanmayı aşmak için bir adım. Tıkandılar, çünkü Irak’ın kuzeyinde Kürt devletini kuramıyorlar. Türkiye’de de belli bir noktaya geldiler, ancak daha ileri gidemiyorlar. Ayaklansalar başarılı olacakları şüpheli. Başarılı oldular diyelim, kurdukları Kürt Devleti’nde ne yapacaklar? İstanbul ve İzmir’den vaz mı geçecekler?
HDP de gelebileceği maksimum seviyeye geldi. En fazla %1-2 Kürt oyu daha alabilir AKP’den o kadar. Batıdaki Türklerden ya da genel olarak CHP’ye oy veren Alevi seçmenden destek alamayacağı ortada. AKP’yle yürüttükleri Kürt Açılımı da bir noktaya geldi tıkandı. Apo dışarı çıkmadan süreç daha fazla ilerleyemez, bu da kolay değil.
Halbuki, Suriye’de ne bir otorite kaldı ne de devlet. Ne yapılacaksa orada yapılabilir. PKK bir Kürt Devleti istiyorsa bunu en kısa sürede kurabileceği yer Suriye olarak gözüküyor. Irak ve Türkiye’deki planlarını erteleyip Suriye’ye yoğunlaşmayı tercih edebilir.

Son sözü Türkler söyleyecek
Peki bütün tarafların kazandığı bir durum olabilir mi? Elbette hayır. Zaten AKP, PKK ve ABD bütün tarafları temsil etmiyor. İşin bir de Türk tarafı var. Bu 3’ünün de kazandığı noktada kaybeden elbette Türk milleti olacaktır. Bizim kimi “saf” milliyetçiler “AKP PKK’yı vuruyor” diye operasyonları destekleyedursun, asıl Kürt devleti Suriye’de kuruluyor.
Ama endişeye gerek yok çünkü bu üçlü anlaşmanın geleceği de yok. Her şeyden önce AKP artık bu ülkeyi yönetemez. Erken seçimi kazansalar dahi Türk milletinin vicdanı böyle bir iktidarı artık kaldıramıyor, bu açıkça ortada. PKK da son tahlilde kazanamaz. Kıytırık bir Kobane kantonunu savunmak için bile ABD bombalarına muhtaç kalmış bir örgüt Suriye’nin bütün kuzeyinde mi devlet kuracak? O devleti ABD bombalarıyla kursalar bile nasıl yönetecek, devamını nasıl getirecek? Barzani 25 yıldır ABD desteğini alıyor, kurabildi mi Kürt devletini?
Ve ABD… ABD de son tahlilde kazanamayacak. Suriye’nin kuzeyine saldırmak için İncirlik’e bu kadar muhtaç olması bile çaresizliğini gösteriyor. Emperyalistler güçlü olabilir ama güçleri her şeye yeterli olamıyor işte.
Peki Türk milleti? Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgi Atatürk gibi bir lideri çıkarmış, Türk milletinin ayağa kalkmasını sağlamıştı. Benzer bir uyanışı 100 yıl sonra tekrar yaşıyoruz. ABD-AKP-PKK ortaklığının Türk milletine öğrettiği çok şey var. Ve emin olun dipten ve derinden bu millet uyanıyor…
O yüzden rahatlıkla söyleyebiliriz: AKP, ABD ve PKK çok sevinmesin. Son sözü Türkler söyleyecek. İlk adım, üçlü anlaşmanın AKP ayağını bitirmek olmalı… Erken seçim bir fırsat…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder