Şerefine Tayyip!
Bahçeli’nin “şerefsiz” açıklaması büyük bir tartışma başlattı. Halbuki “şerefsiz” kavramını Türk siyasetinde ilk kullanan Bahçeli değildir, Gezi direnişidir. Gezi eylemleri sırasında milyonlar son derece zeki bir slogan yaratmıştı: “Şerefine Tayyip”… Hem Tayyip’in “şeref”ine bir gönderme hem de o dönemde Tayyip’in ünlü Atatürk’e ayyaş yakıştırmasına…
O eylemlerde o sloganı atan milyonlar arasında ülkücü gençler de vardı. Yani “şeref” meselesinde MHP tabanı tercihini iki sene önce çoktan yapmıştı… Bahçeli de tabandan gelen bu sese kulağını tıkamamış, hatta toplumda yükselen AKP karşıtlığına seslenecek bir siyaset izlemeye başlamıştı. Gezi eylemleri sırasında Bahçeli eylemcilerin yanındaydı. Bugün olsa neler diyebileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Mesela Berkin Elvan’a sahip çıkmıştı Bahçeli. Sizce bugün tüm söylemini CHP karşıtlığı üzerine kuran Bahçeli’yi o günlere götürsek aynı tepkiyi gösterir miydi? Yoksa Berkin’e Tayyip gibi “polise taş atan şerefsiz” diyerek mi saldırırdı? Ne değişti Allah aşkına? “Şerefsiz” meselesini doğru yanıtlamanın yolu bence buradan geçiyor: MHP’deki bu hızlı değişimi anlamaktan…
MHP’nin 7 Haziran gecesi değişen AKP politikası
6 Haziran’ın Bahçeli’si ile 7 Haziran’ın Bahçeli’si birbirinden farklıdır. Hatta neredeyse zıddıdır. Hatırlayın… 7 Haziran öncesi seçim çalışmaları sırasında Bahçeli’nin hedefinde hangi parti vardı? AKP… Meydanlarda kimi yuhalatıyordu? AKP’yi… Afişlerde hep neyi eleştiriyordu? Hırsızlığı, yolsuzluğu… Yani AKP’yi…
Kısacası, Bahçeli bütün seçim kampanyasını AKP’ye vurmak üzerinden kurmuştu. Çok da doğru bir stratejiydi. Bütün hileye-hurdaya rağmen AKP tabanından %3-4 oy almayı başardı. Peki 7 Haziran sonrası? Bahçeli bütün söylemini CHP karşıtlığı üzerine kurdu. Sanırsınız ülkeyi 13 yıldır yöneten AKP değil, CHP… MHP ilk geceden beri “CHP gitsin AKP’yle koalisyon yapsın, Çözüm Sürecini birlikte yürütsünler” propagandası yapıyor. Halbuki 7 Haziran ile birlikte AKP ilk defa bir seçimde azınlığa düşmüş, tek başına iktidar kuramaz hale gelmişti. Türk milleti büyük bir mutlulukla AKP’nin bu yenilgisini izliyordu. Bahçeli’nin bu CHP karşıtı tavrı her şeyden önce CHP ile MHP’nin birlikte AKP karşıtı bir blok kuracağı beklentisini yıktı. Esas hayal kırıklığı bu. 2 aydır yaşadıklarımız ortada.
Bahçeli, eleştiri oklarını sürekli CHP’ye doğrultuyor… 7 Haziran öncesinde olduğu gibi sürekli AKP’yi vuran Bahçeli’den eser yok. Ne değişti?
Bu kadar eleştirdiğiniz CHP ile niye “Çatı Aday” belirlemiştiniz?
Sadece Bahçeli’ye değil, bütün MHP teşkilatlarının söylemlerine bakın, aynı şeyi göreceksiniz: “CHP Kürtçü”… “CHP artık Atatürk’ün partisi değil”… “CHP Açılımı savunuyor”… “CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Kürtçü”… Sanki, Açılımı CHP başlatmış… Sanki Habur rezaletine CHP imza atmış… Sanki Oslo’da PKK’yla müzakere masasına CHP oturmuş… Sanki İmralı’da Apo’nun ayağına kadar gidip anlaşmaları imzalayan CHP’ymiş… Sanki Apo’nun kuryeliğini yapıp emirlerini Kandil’e ulaştıran CHP’ymiş…
CHP içinde Kürtçü bir kanat var, doğrudur. Bu Kürtçü çizgiyle biz de Türk Solu olarak mücadele ediyoruz. Ancak iki mesele var:
1. CHP içinde Kürtçüler var, evet, ama AKP külliyen Kürtçü bir parti.
2. AKP iktidarı boyunca PKK ve Kürtçülük öylesine palazlandı ki… 2002’de bitme noktasına gelmiş PKK terörü AKP iktidarının tavizleri, Kürt açılımı ve Oslo/İmralı süreçleriyle yeniden ayağa kalktı. Yani bir partinin Kürtçülüğünü sorgulayıp eleştireceksiniz, biraz vicdanlı ve akıllı davranıp oklarınızı önce AKP’ye yöneltmeniz gerekmez mi? Ayrıca CHP bugünkü noktaya son birkaç ayda gelmiş değil. Bugünkü yönetimi de, örgüt yapısı da 2-3 yıldır aynı. Örneğin, bugünkü CHP neyse mesela 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemindeki CHP de o. Peki bugün CHP’yi “Kürtçü” diye eleştiren Bahçeli tam bir sene önce, 10 Ağustos 2014’te niye bunları dile getirmiyordu? Bugün “asla yan yana gelmeyiz” dediği CHP’yle bir yıl önce nasıl olmuş da “çatı aday” belirlemişti?
Demek ki değişen CHP değil MHP…
1. CHP içinde Kürtçüler var, evet, ama AKP külliyen Kürtçü bir parti.
2. AKP iktidarı boyunca PKK ve Kürtçülük öylesine palazlandı ki… 2002’de bitme noktasına gelmiş PKK terörü AKP iktidarının tavizleri, Kürt açılımı ve Oslo/İmralı süreçleriyle yeniden ayağa kalktı. Yani bir partinin Kürtçülüğünü sorgulayıp eleştireceksiniz, biraz vicdanlı ve akıllı davranıp oklarınızı önce AKP’ye yöneltmeniz gerekmez mi? Ayrıca CHP bugünkü noktaya son birkaç ayda gelmiş değil. Bugünkü yönetimi de, örgüt yapısı da 2-3 yıldır aynı. Örneğin, bugünkü CHP neyse mesela 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemindeki CHP de o. Peki bugün CHP’yi “Kürtçü” diye eleştiren Bahçeli tam bir sene önce, 10 Ağustos 2014’te niye bunları dile getirmiyordu? Bugün “asla yan yana gelmeyiz” dediği CHP’yle bir yıl önce nasıl olmuş da “çatı aday” belirlemişti?
Demek ki değişen CHP değil MHP…
MHP geçen sene çok doğru bir siyaset izlemiş ve önceliği Tayyip’ten kurtulmaya vererek CHP ile ittifaka girmişti. CHP’nin bugün eleştirdikleri yönlerini o dönemde ikinci plana atmışlar, AKP muhalifi bir partiyi yıpratmamayı tercih etmişlerdi. Ama bugün AKP’yu unutmuş, bütün eleştiri oklarını CHP’ye yöneltmiş durumdalar. Ne değişti?
“Şerefsiz” açıklamasının hedefi PKK değil CHP
Hiç taklalar atmaya, politik demagoji yapmaya gerek yok. “Şerefsize şerefsiz deriz” kolaycılığına kimse sapmasın. Bahçeli “şerefsiz” derken aslında CHP’yi kastediyor. Bugüne kadar, HDP yönetimine “şerefsiz” dediğini duydunuz mu? Hayır… Hatta Ahmet Türk’ten Selahattin Demirtaş’a, Hasip Kaplan’dan Sırrı Sakık’a HDP önde gelenleriyle tokalaşmaları hafızalarda… Bugüne kadar, HDP seçmeni milyonlarca Kürde “şerefsiz” dediğini duydunuz mu? Hayır…
Aksine “bin yıllık kardeşlik” mitinglerinde PKK’yı en çok güçlendiren sloganı attırmadı mı: “Türk-Kürt kardeştir.”
“Şehitlerimize sahip çıkmayana elbette şerefsiz deriz” söylemlerine de aldanmayın. AKP iktidarı boyunca PKK ne zaman azgınlaşsa, Türk milleti sokağa inse, “itidal” çağrılarıyla insanları evine dönmeye çağıran Bahçeli değil miydi? Ne değişti?
“Şehitlerimize sahip çıkmayana elbette şerefsiz deriz” söylemlerine de aldanmayın. AKP iktidarı boyunca PKK ne zaman azgınlaşsa, Türk milleti sokağa inse, “itidal” çağrılarıyla insanları evine dönmeye çağıran Bahçeli değil miydi? Ne değişti?
MHP, AKP’yi devirmekten korkuyor
Neyin değiştiği son derece net: AKP’nin sonu geldi. Ve Türk milleti CHP ile MHP’nin bir araya gelerek Tayyip’in yıkıma sürüklediği Cumhuriyeti tekrar ayağa kaldırmasını istiyor. 7 Haziran seçim sonuçlarının verdiği tek mesaj budur. Açık söyleyelim, Bahçeli sorumluluktan kaçıyor. AKP’nin yıktıklarını yeniden kurmak yerine, AKP’nin yıkım faaliyetine muhalefet etmeyi tercih ediyor. “AKP, HDP ve CHP ile Açılım Hükümeti kursun” söyleminin başka bir anlamı var mı? “Açılımı bitireceğiz” diyen MHP değil miydi? “Milletimiz bize muhalefet görevi verdi” açıklaması görevden kaçmak değil midir? Evet, Bahçeli sorumluluktan kaçıyor. Elbette kolay değil AKP sonrası Türkiye’yi yeniden kurmak, ayağa kaldırmak… PKK’yla savaşman lazım…
AKP’nin yolsuzluk-hırsızlık çarkıyla çökerttiği ekonomiyi düzeltmen lazım… Ortadoğu’da bütün ülkelerle savaşın eşiğindeyiz, tekrar dostluklar kurman lazım… Ordu tasfiye edilmiş, Emniyet dağıtılmış… Teröristler sokakta roketatarla geziyor. Güvenlik güçlerini yeniden organize etmen lazım… PKK’nın partisi 6 milyon oydan fazla oy alan, bırakın barajı geçmeyi %14’e ulaşmış bir partiye dönüşmüş. Terör örgütünün arkasındaki bu yoğun desteği devletin yanına çekmen lazım…
Kolay işler değil bunlar… Şimdi anladınız mı bu değişimin nedenini? “Açılıma karşıyız” demek kolaydır. Açılımın verdiği zararı düzeltmek zordur. “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganı atmak kolaydır. Terörü bitirecek operasyonu yapmak ve önlemleri almak zordur. “Şerefli muhalif”i oynamak kolaydır. “Şerefsiz” bir iktidarı devirmek zordur.
“Şeref” bekçiliğine soyunanlar, çantalarında 3.000 kişilik “şerefsiz” listeleriyle gezinenler, en büyük “şeref”in “şerefsiz” bir iktidara son vermek olduğunu bilmeli… Doğa boşluk kabul etmez. AKP’nin sonu geldi. Siz içinde yer alın ya da almayın, Tayyip sonrası yeni bir Türkiye kurulacak. İleride “şerefli” olarak mı “şerefsiz” olarak mı hatırlanacaksınız size kalmış…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder