Şehit cenazelerinde “Katil Erdoğan” sloganları
7 Haziran’da AKP tek başına iktidarı kaybedince Tayyip gözünü kararttı, kaos planını devreye soktu. Sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. 45 günde 56 şehit verdik. 37 asker… 17 polis… 2 korucu… Şehit cenazelerinde atılan sloganlarda da bir değişim var. Elbette “Kahrolsun PKK” hâlâ en çok atılan slogan. Katilleri bu millet tanıyor. Ve tabii “Vatan sana canım feda”… Bir kararlılık ifadesi. Binlerce yıllık bir Türk geleneğinin kaçınılmaz ifadesi…
Ama artık “Katil Erdoğan” sloganları da duyuluyor cenazelerde… Hatta iki AKP’li bakan katıldıkları şehit cenazesinde protestolarla karşılaştı: Yalçın Akdoğan ve Mehmet Müezzinoğlu… Aslında ikisi de son sürecin en tanınmış isimleri. Üzerlerine pet şişeler atılmasının, “yazıklar olsun” diye bağırılmasının, yuhalanmalarının asıl nedeni bu.
Hatırlayalım, Yalçın Akdoğan “çözüm süreci”nin simge ismiydi. Dolmabahçe’de HDP’li milletvekilleriyle birlikte toplantı yapmış ve teröristbaşı Apo’nun mesajını birlikte okumuşlardı. Mehmet Müezzinoğlu ise geçtiğimiz günlerde “Başkan seçseydik bu kaos yaşanmazdı” açıklamasını yapmıştı. Nitekim cenazede yapılan protesto sırasında bir vatandaş “Sayın bakan, ‘başkan seçilseydi böyle olmazdı’ dediniz. Daha kaç şehidin gelmesi gerekiyor?” diyerek tepkisini gösterdi.
Bir millet uyanıyor…
Tayyip, yaratacağı kaos ortamında oylarını artıracağını, HDP’ye kayan bir kısım Kürt oyunu ve MHP’ye giden milliyetçi oyları geri alacağını hesaplıyordu. Ancak durum hiç de beklediği gibi gitmiyor… Yarattığı kaosun altında kalacak gibi duruyor…
Bahçeli’nin Sıkıyönetim çağrısı
Bütün Türkiye Tayyip’in kaos planını çözmeye çalışıyor, “katil Erdoğan” sloganları şehit cenazelerini kaplamışken Bahçeli’den yine AKP’yi rahatlatacak hamle geldi: “Sıkıyönetim” çağrısı yaptı. Bahçeli ya Türkiye’de yaşananların farkında değil. Ya da farkında ve bu yüzden Tayyip’in yardımına koşuyor. Umarız ilki geçerlidir.
Bakın ne diyor Bahçeli:
“Anayasa’nın 122. maddesine uygun olacak şekilde, şiddet ve dehşet manzaralarının olduğu il ve ilçeleri de kapsayacak ölçüde ülkemizin bir bölümünü mutlaka sıkıyönetim tedbirleriyle emniyete almak zorunludur. Bunun nasıl olacağı ise Anayasa’nın mezkur maddesinde ayrıntısıyla belirtilmiştir. Sıkıyönetim ilanı geciktirildiği takdirde veya ertelenmesi halinde Türkiye baştan ayağa teröristlerin düşmanlıklarına yoğun olarak sahne olacaktır.” Bahçeli, sadece Sıkıyönetim istemekle kalmıyor, bunun hiç zaman kaybetmeden “hemen” yapılmasını istiyor. Burada PKK’yla mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini, terörün nasıl durdurulacağını tartışacak değiliz. Çünkü bu tam da Tayyip’in bizleri çekmek istediği zemin.
Bakın ne diyor Bahçeli:
“Anayasa’nın 122. maddesine uygun olacak şekilde, şiddet ve dehşet manzaralarının olduğu il ve ilçeleri de kapsayacak ölçüde ülkemizin bir bölümünü mutlaka sıkıyönetim tedbirleriyle emniyete almak zorunludur. Bunun nasıl olacağı ise Anayasa’nın mezkur maddesinde ayrıntısıyla belirtilmiştir. Sıkıyönetim ilanı geciktirildiği takdirde veya ertelenmesi halinde Türkiye baştan ayağa teröristlerin düşmanlıklarına yoğun olarak sahne olacaktır.” Bahçeli, sadece Sıkıyönetim istemekle kalmıyor, bunun hiç zaman kaybetmeden “hemen” yapılmasını istiyor. Burada PKK’yla mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini, terörün nasıl durdurulacağını tartışacak değiliz. Çünkü bu tam da Tayyip’in bizleri çekmek istediği zemin.
Sormamız gereken asıl soru şu: Tayyip iktidardan indirilmeden PKK bitirilebilir mi? Elbette bitirilemez… Peki, Tayyip iktidarına “Sıkıyönetim” gibi bir yetki verilmesini istemek hangi akla hizmettir?
Bahçeli şehit cenazelerindeki sloganları duymuyor mu?
“Ciğeri kediye emanet etmek” deyimi sanki bugünler için söylenmiş. Bahçeli’nin şehit cenazelerinde atılan sloganlara bu kadar duyarsız kalmasını anlayamıyoruz. Bütün millet “Katil Erdoğan” diyor. Neden? Bahçeli acaba bu slogan üzerinde hiç düşünmüş müdür?
“Katil Erdoğan” demek “Katil PKK değil” anlamına gelmiyor. Katilin yardımcısı olduğu için bu tepki… Bunca yıldır Açılımdır, Oslo’dur, müzakeredir, Habur’dur, verdiği tavizler yüzünden PKK’yı besleyip büyüten isim değil mi Tayyip?
Sürekli hatırlatmak zorunda kalmak bizi üzüyor, ama tekrar etmek durumundayız: AKP iktidara geldiğinde PKK terörü dibe vurmuştu. Teröristbaşı Apo yakalanmış, terör örgütü ne yapacağını bilemez bir şekilde geri çekilmişti. 2000-2002 arası PKK’nın en zayıf dönemidir.
İşte tam da o dönemde geldi AKP iktidara. PKK’nın üstüne son bir kez gidilse, bu beladan kurtulacaktı Türk milleti… Ama Tayyip üstüne gitmek bir yana, PKK’yla işbirliğine girişti: Ordu’ya karşı… Devlet’e karşı… Cumhuriyet’e karşı… Atatürk’e karşı…
Kürtçülük Tayyip iktidarı sayesinde hayal bile edemeyeceği meşruluk kazandı, öyle tavizler verildi ki, böyle bir ortamda PKK elbette büyüyecekti. HDP elbette 11 ilde belediye kazanacak ve fiili iktidarını kuracaktı. Bütün bunlar PKK terörünün sonucu değil AKP iktidarının hediyesidir. Türk milleti bütün bunları biliyor. Elbette Bahçeli de biliyor. Peki, niye görmezden geliyor?
Neden “PKK terörünü bitirmek için öncelikle AKP iktidarından kurtulmalıyız” demiyor? Şurada yeniden bir erken seçim yapılacağı ortada. En geç 3 ay içinde seçim olacak. Nedir Bahçeli’nin acelesi? Bu acelenin tek bir açıklaması olabilir: Sıkıyönetim’in seçimden önce ilanını sağlamak… Bu tam da Tayyip’in istediği şey değil mi?
Sıkıyönetim altında seçim: Tayyip’in tek kurtuluşu
Anket üstüne anket yayınlanıyor. AKP, Tayyip’in istediği yükselişi bir türlü yakalayamadı. Uygulanan kaos planı işe yaramış gözükmüyor. Milletin tepkisi PKK’ya değil AKP’ye yöneldi. Öyleyse bu tabloda Tayyip’i kurtaracak tek bir seçenek kalıyor: Sıkıyönetim altında seçime gitmek. Tayyip Sıkıyönetim sayesinde bir taşla birkaç kuş birden vurmayı hesaplıyor:
1. Sıkıyönetim baskısı sayesinde HDP’ye kaptırdığı bir kısım oyu geri almak.
2. Muhalefetin propaganda olanaklarına kısıtlama getirerek avantaj elde etmek.
3. Gezi eylemcilerinden tutun (çapulcular) “Cemaat”e (haşhaşiler) kadar diktatörlüğüne karşı çıkanları “terör örgütü” kapsamına alarak tamamen susturmak.
1. Sıkıyönetim baskısı sayesinde HDP’ye kaptırdığı bir kısım oyu geri almak.
2. Muhalefetin propaganda olanaklarına kısıtlama getirerek avantaj elde etmek.
3. Gezi eylemcilerinden tutun (çapulcular) “Cemaat”e (haşhaşiler) kadar diktatörlüğüne karşı çıkanları “terör örgütü” kapsamına alarak tamamen susturmak.
Yani herkes susacak. Bir tek Tayyip konuşacak. Ancak öyle bir seçimde AKP oylarını artırabilir. Tabii Sıkıyönetim ilan etmek, hele hele seçime giderken, kolay değil. Zaten AKP’nin milletvekili sayısı da yetmiyor, MHP’nin desteğine ihtiyacı var. İşte tam bu noktada Bahçeli Hızır gibi yetişiyor. Ve Tayyip’in gönlünden geçenleri Tayyip adına ifade ediyor: “Acilen sıkıyönetim ilan edilmelidir.”
Bahçeli’ye “AKP’nin koltuk değneği” dediğimizde kimi MHP’li dostlar çok alınıyor. Ama Allah aşkına, şu dönemde, Türkiye tam seçime giderken, Sıkıyönetim istemenin başka nasıl bir izahı olur? Ya Bahçeli çok saf… Ya siyaseten çok yetersiz… Ya da Tayyip’le başka bir anlaşmanın içinde. Başka bir açıklama bulmanın imkanı yok. Bahçeli’ye çağrımız açık ve net: PKK terörünün “acilen” durdurulmasını mı istiyorsun? O zaman AKP’yi “acilen” devir. AKP’ye ve Tayyip’e daha fazla yetkiler veren “Sıkıyönetim”ler değildir PKK terörünü engellemenin yolu. İlk iş terörü bu kadar azdıran AKP’den kurtulmak olmalıdır.
Sıkıyönetim bir ilçede bile olsa, Tayyip onu diktatörlüğe dönüştürmesini bilir
KCK birkaç ilçede “öz yönetim”, yani “özerklik” ilan etti. Bahçeli’nin “acil Sıkıyönetim” çağrısının nedeni bu. “Hemen Sıkıyönetim ilan etmezsek Diyarbakır dahil bütün Güneydoğu’da özerklik ilan edilecek.” gibi bir hava yaratmaya çalışıyor. Bahçeli’nin bahsettiği sıkıyönetim ilan edilirse yaşanacakları bir düşünelim. Bahçeli sadece PKK’nın etkin olduğu yerlerde Sıkıyönetim ilan edilsin diyor. Bırakın kocaman bir bölgeyi, küçücük bir ilçede bile Sıkıyönetim ilan edilse, Tayyip bunu yurt çapına yaymak için elinden geleni yapacaktır. Siz isterseniz sadece Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde Sıkıyönetim ilan edin. İşte o zaman İstanbul’da da bombalar patlamaya başlar. Ve bir bakmışsınız, kaos ortamı bütün Türkiye’ye yayılmış. Çünkü MİT “Milli” İstihbarat Teşkilatı falan değil… Artık “Majestelerinin” İstihbarat Teşkilatı. Kaos yaşandıkça Sıkıyönetimin ilan edildiğini gören Tayyip, kaosu bütün Türkiye’ye yaymaktan çekinmeyecektir.
Siz çok iyi niyetle özerklik ilan edilen ilçeleri “kurtarmayı” hedefleyebilirsiniz. Ama bir bakmışsınız, Tayyip adım adım bütün yurtta Sıkıyönetim ilan edivermiş. Ve siz istediğiniz kadar “Sıkıyönetim yetkiyi askere veriyor” diye düşünün. Tayyip kadar “Başkomutan benim” diyen bir Cumhurbaşkanı gördünüz mü? Nasıl teamülleri hiçe sayıp Cumhurbaşkanı olduktan sonra da Bakanlar Kurulu yönettiyse, Sıkıyönetim toplantılarına da “Başkomutan” olarak başkanlık etmekten çekinmeyecektir…
Sıkıyönetim sadece terör örgütlerini engellemez. Aynı zamanda siyaseti de durdurur. Hele hele Tayyip gibi muhalefete katlanamayan bir diktatör bozuntusu Cumhurbaşkanı’ysa Sıkıyönetim ona hayal ettiği yetkileri kazandırmış olur: Muhalefeti susturmak.
Bahçeli’nin böyle bir yetkiyi kendi eliyle Tayyip’e vermeyi kabullenmesini anlamak güç. Tam bir siyasi intihar. Gerçi 13 yıl önce kaybedeceğini bile bile “erken seçim” isteyen de Bahçeli değil miydi? O da tam bir siyasi intihardı. Ve sonuçta MHP baraj altı kalmıştı. İktidara da AKP gelmişti! (Bir daha da gitmedi.) Bahçeli’nin bu ikinci siyasi intiharının bedeli çok daha ağır olabilir. Sadece kendi partisine değil bütün Türkiye’ye zarar verecek bir yola sokuyor…
Aman dikkat!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder