Bir ölümü resmen canlı yayında izlemiş olduk... Sokaklarda gün ışığında, kameraların karşısında bu silahların patlaması güzelim ülkemin ne hallere getirildiğinin hazin bir göstergesi. Sanki bir mafya filmi izliyoruz...
Anladığım kadarıyla olay şöyle gelişiyor. PKK'lı biri o ara sokağa giriyor. Polisle çatışa çatışa sokaktan geçiyor. O arada Tahir Elçi de vuruluyor.
Tabii yanıt bekleyen soru o PKK'lı o sokağa niye girdi? Tahir Elçi'nin orada olduğunu biliyor muydu? Tesadüf eseri mi o sokağa girdi? PKK'lıların bulunduğu araba polis tarafından mı durduruldu yoksa PKK'lılar bu saldırı için mi arabayı durdurdu?
Yanıt bekleyen çok soru var. Tabii bu tür provokasyonlarda ancak soru sorabilirsiniz, yanıtlar asla bulunamaz...
Peki Tahir Elçi'yi kim vurdu?
PKK'lının silahıyla olabilir.
Kaza kurşunu olabilir.
Fırsat bu fırsat Tahir Elçi'yi aradan kaynatayım diyen bir MİT görevlisi de olabilir.
Bütün bu çatışma Tahir Elçi'ye yönelik bir suikast için kamuflaj da olabilir.
Olasılık çok. Türkiye'nin merkezinde bulunduğu bir dünya savaşına doğru gidilirken, bu cinayetin arkasında olabilecek tonla istihbarat örgütü de var...
Ama önemli olan hangi senaryonun doğru olduğu değil.
Olay bir AKP-PKK ortak provokasyonu. Anlaşılan Saray-Kandil ittifakı şiddeti tırmandırma kararını vermiş.
"Başkanlık sistemi daha otoriter, artan teröre karşı böyle bir rejime ihtiyaç var" diyecekler. Bir yandan da "Terör azdı, analar ağlamasın" deyip Çözüm Sürecini tekrar başlatacaklar.
Kandil ile Saray arasındaki anlaşma şu: Al sana özerkli ver bana Başkanlık...
Benzer bir anlaşma 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra da gerçekleşmiş, Kandil ve Saray karşılıklı olarak şiddeti artırarak 1 Kasım'daki sonuçların alınacağı bir ortam yaratmışlardı.
Anlaşılan Tayyip Başkan olana kadar Kandil-Saray şiddet/terör ittifakı gaz pedalından ayağını çekmeyecek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder