24 Kasım 2015 Salı

Yaklaşan 3. Dünya Savaşı'nda Türkler Tarafını Seçmeli: Atatürk Tavrı (Ne ABD Ne Rusya)

Yaklaşan bir 3. Dünya Savaşı'nda Amerikan Ordusu'na ya da Rusya Ordusu'na yazılmaya şimdiden gönüllü pek çok insan görüyorum.
Ve maalesef çoğu da kendisini Atatürkçü olarak nitelendirecek insanlar. Kimisi bakıyorum "Tayyip karşıtlığı" hassasiyetiyle ABD'ye karşı Rusya'yı sempatik görüyor. Kimisi de Rusya'nın Türkmenlere son saldırısına tepkinin yarattığı bir ruh haliyle Rusya'ya karşı ABD'ye yakın hissediyor kendisini...
Bence bu ikisi de yanlıştır. Atatürk'ün iki dünya savaşında da "tarafsızlık" politikası güttüğünü hatırlatmak durumundayım.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın Almanya'nın yanında savaşa girmesine karşıydı. Savaş sırasında da Osmanlı Ordusu'nun Alman komutanlar tarafından yönetilmesini hep eleştirdi. (Bütün bu eleştirilerine rağmen Birinci Dünya Savaşı'nın en başarılı komutanıydı) Savaşın hemen ardından ise Damat Ferit ve Vahdettin'in İngiliz yanlısı politikalarına karşı çıktı. Mondros imzalanınca emrindeki birliklerin silahlarını sonraki bir savaş için saklamalarını sağlaması Atatürk'ün stratejik dehasının binlerce örneğinden biridir.
İkinci Dünya Savaşı'nı görmeye Atatürk'ün ömrü yetmedi, ama 30'lu yıllar herkesin yeni bir dünya savaşının yaklaştığının farkında olduğu bir dönemdi. Atatürk de buna uygun önlemler aldı. İngiltere-Fransa kutbuna da Alman-İtalyan faşist ortaklığına da uzak durdu. Sovyetler'le ilişkisinde de her zaman bir mesafe korudu. Balkan Antantı ile Balkanlar'dan gelecek bir Alman ya da İtalyan saldırısına karşı önlemler aldı. Sadabat Paktı ile ise Irak ya da İran'dan gelecek bir İngiliz saldırısını durdurmayı hedefledi.
Bir ABD-Rusya savaşı yaklaşıyor. Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi bu yeni 3. Dünya Savaşı'nda da esas sahne Ortadoğu olacak. İlk savaşta kaybeden İngiliz tarafı da olsa Alman tarafı da olsa kaybeden belliydi: Osmanlı. Bunu durdurmanın tek yöntemi tarafsız kalıp kaynaklarını ve askerlerini anayurdu savunmak için harcamak olmalıydı. Yaklaşan 3. Dünya Savaşı'nda da iki tarafın da hamiliğini üstlendiği iki proje var: Birincisi Kürt Devleti, ikincisi Şii Hilali... Bu iki proje de Ülkemizdeki Kürt meselesiyle Alevi-Sünni çatışmasını körükleyerek Türkiye'yi zayıflatacak hatta bölecek projeler... Bu yüzden kaybedecek belli: Türkiye... ABD de Rusya da bu iki projeye hayır demiyor, aralarındaki mücadele kimin hamiliğinde gerçekleşecekleri...
Bize düşen, ABD-Rusya savaşında bir taraf seçmek değil, Türk tarafını güçlendirmek olmalıdır. Savaş çığırtkanı ve ABD uşağı AKP ile olacak şey değil elbette bu. O yüzden en acil mesele Tayyip'in savaş tamtamlarına karşı direnmektir. Türkiye'nin uzun vadeli çıkarı bunu gerektirir. Türk düşmanı Tayyip'in "başkomutanlığında" girilecek bir savaş sonucu ne olursa olsun bir tek Türk'e zarar verir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder